
Fransa'da yeni kabul edilen kanun büyük tartışmalara neden oldu.
Fransa'da yeni kabul edilen liselerde kıyafet kanunu büyük tartışmalara neden olurken, ülkenin dört bir yanında liseliler, "Yaşlarına uygun olmayan seksi kıyafetlerin" yasaklanmasının özgürlüğe darbe olduğunu söyleyerek ayaklandı.
Ülkenin dört bir yanında iki haftadır liseliler, okullara mini etek veya şortla giderek kararı protesto ediyor...
Ayrıca bu hareketler Fransız solu tarafından desteklenirken yeni bir "seks devrimi"nin başlangıcı olarak gösteriliyor.
İki hafta önce Paris'in güneyindeki Esonne kasabasında Geoffrey Saint Hillaire Lisesi'nde başlayan gösteriler ülke çapına yayıldı. Gençler, kızların okula mini etekle, erkeklerin de bokser'larını gösteren düşük bel pantolon veya şortla gelmesini istiyor. Ayrıca liselerde saç boyanmasına, piercing'e izin verilmesini istiyor.Sosyologlara göre "hiper seksi" akımı TV'lerden gençlere empoze ediliyor.
24 Aralık 2009
FRANSA'DA KIZ ÖĞRENCİLER AYAKLANDI
Kategori:
Dünya,
Eğitim,
Güncel,
Haber,
Toplum,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
12/24/2009 01:22:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
15 Aralık 2009
FAFACEBOOK GİZLİLİK AYARLARINIZI KONTROL EDİN!
Facebook kullanıcıları dikkat ! | |
Sosyal ağ platformu Facebook, geçtiğimiz haftalarda güvenlik ayarlarında yeniden yapılandırmaya gitti. Ancak Facebook'taki güvenlik ayarlarına dikkatlice göz atmayan pek çok kullanıcının fotoğrafları ve diğer profil bilgileri herkesin erişimine açık hale geldi. 350 milyonu aşkın kullanıcıya sahip olan ve kullanıcı kitlesi günbegün artmaya devam eden Facebook'ta geçtiğimiz haftalarda güvenlik ayarları yeniden yapılandırıldı. Kullanıcıların güvenliğini daha da arttırmayı amaçlayan Facebook'un bu hamlesinden sonra ise kullanıcılarla Facebook yönetimi arasında kriz patlak verdi. Facebook'un güvenlik ayarlarını değiştirmesiyle birlikte birçok kullanıcının profil sayfası dışarıya açık hale geldi. Diğer bir deyişle Facebook kullanıcılarının listelerinde yer almayan herhangi bir kişi de kullanıcıların profillerindeki resimlere kolayca bakabilme imkanına sahip oldu. Bunu fark edemeyen kullanıcıların profilleri ise hala herkese açık durumda. Bu nedenle kullanıcıların hiç tanımadıkları kişiler rahatlıkla kişilerin profil sayfasına girerek fotoğraflarına ve diğer özel bilgilerine bakabilme şansına erişmiş oldular. Facebook güvenlik ayarlarında değişikliğe gitmesiyle birlikte kullanıcıları güvenlik penceresiyle karşıladı. Bu pencerede kullanıcıların güvenlik ayarlarını tekrar yapılandırması istendi. Ancak bu ayarlara göz atmayıp bu pencereyi kapatan kullanıcıların birçoğunun profil sayfaları yabancı kullanıcılara da açık hale geldi. Eğer siz de profilinizin herkese açık olduğundan şüpheleniyorsanız Facebook'ta Gizlilik ayarlarına girerek Profil Ayarlarından ilgili ayarları tekrar yapılandırmanızda sonsuz fayda var. |
Kategori:
Bilişim,
Güncel,
Haber,
Teknoloji,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
12/15/2009 07:10:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
13 Aralık 2009
YAKITTAN TASARRUF ETMENİN YOLLARI

Ekonomik sürüş tekniklerini kullanan kişiler, bir yılda yüzde 20'ye kadar yakıt tasarrufu sağlıyor.
Bir otomobilin tasarruflu yakıt tüketmesi, müşteri için her zaman önemli bir tercih nedeni oluyor. Ancak otomobillerin nasıl kullanıldıkları da yakıt ekonomisini etkiliyor.
Özellikle soğuk nedeniyle araçların daha çok yakıt tükettiği kış aylarında yakıt tasarrufu daha önemli hale geliyor.
Uzmanlara göre, ekonomik sürüş tekniklerini kullanan kişiler, bir yılda yüzde 20'ye kadar yakıt tasarrufu sağlıyor. Ancak bunun için otomobil kullanılırken, bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor.
Bir otomobilin daha az yakıt tüketmesi için her şeyden önce yazlık ve kışlık bakımları ile periyodik kilometre bakımlarının kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Lastiklerin de yazın yaz, kışın ise kış şartlarına uygun olması, eskiyerek izleri silinmiş tekerlerin patinaj nedeniyle yakıt sarfiyatını artıracağı düşünülerek kullanılmaması, yakıt ekonomisini etkiliyor.
İşte sürücülerin yakıt tasarrufu için dikkat etmesi gereken ayrıntılar:
''Zorunlu olmadıkça otomobilinizi 2000-3000 devir aralığında kullanın
-Hep yeşil ışıklarda geçmek, kırmızıya yakalanmamak için kentlerdeki 'yeşil dalga' hızlarına dikkat edin
-Çok uzun süre yananlar hariç, kırmızı ışıklarda kesinlikle motoru stop etmeyin
-Otomobilinizin bagajında su bidonu benzeri ağırlık yapacak gereksiz yükler bulundurmayın
-Şehir içinde, kırmızı ışığı görür görmez gazdan ayağınızı çekin ve aracınızı ışığa kadar ek benzin yakma durumundan kurtarın.
-Ani ve aşırı gaza basmalardan, gereksiz ani frenlerden kaçının.''
Makine Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mete Kalyoncu, bu konulara dikkat edilmesi durumunda otomobilin yüzde 10 ile yüzde 20 arasında daha az yakıt tüketeceğini vurguladı.
Otomobilin yüzde 20 daha az yakıt tüketmesinin kişiye hatırı sayılır bir katkı sağlayacağını vurgulayan Kalyoncu, şunları kaydetti:
''Akaryakıta yüzde 20 herkes için önemlidir. İvmeli araç kullanmayan, yoldaki yeşil dalgaları gözetip kırmızı ışığa yakalanmayan ortalama bir sürücü, yıl sonunda büyük bir tasarruf sağlayabilir. Ortalama bir otomobilin ayda 200 liralık akaryakıt tükettiğini düşünürsek, sürücü, bir yılda yakıta 2 bin 400 lira vermektedir. Bunun tasarruf edilecek yüzde 20'si 480 liraya gelecektir. Yılda yaklaşık 500 lirayı da kimse sokağa atmak istemez.''
Kategori:
Bilim,
Ekonomi,
Güncel,
Teknoloji,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam,
Çevre
Editör:
SpilNet
*
12/13/2009 01:40:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
02 Aralık 2009
SAĞLIK İÇİN 10 MUCİZE GIDA MADDESİ

Özellikle Salgın Hastalıklar Döneminde Giderek Artarken Bu 10 Gıda İmdadınıza Yetişecek.
Bağışıklık sistemini güçlendirmenin önemi, özellikle salgın hastalıklar döneminde giderek artarken, bunun en önemli yolunun sağlıklı beslenmeden geçtiği bildirildi.
Sağlıklı beslenmek için sofralardan eksik edilmemesi gereken besin maddeleri ise badem, elma, yaban mersini, brokoli, kırmızı mercimek, somon, ıspanak, tatlı patates, sebze suyu, buğday tohumu olarak sıralandı.
ABD'nin önde gelen sağlık merkezlerinden Mayo Clinic tarafından hazırlanan ve internette yayımlanan listedeki bu 10 besin maddesinin iyi birer vitamin, lif, mineral kaynağı olması, A ve E vitaminleri, beta karoten gibi fitonütrien ve antioksidan bileşikler olması, kalp hastalığı başta olmak üzere diğer hastalıkların riskini düşürmesi ve düşük kalorili olması şeklinde özetlenen ''altın'' kurallardan en az üçünü karşıladığı belirtildi.
Mayo Clinic uzmanları, 10 mükemmel besini neden sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini şöyle açıklıyor:
-BADEM KALBİN EN İYİ DOSTU-
Mayo Clinic uzmanlarının, ''gözyaşı'' şeklinde tanımladığı bademin tam bir magnezyum, demir, kalsiyum, lif ve bazı kanserlerin gelişmesini ve kansızlığı önleyen, vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden riboflavin içerdiği ifade ediliyor.
Bademin bir porsiyonunda (23 adet) 75 miligram kalsiyum bulunuyor. Ayrıca, yine bir porsiyon badem, günlük alınması tavsiye edilen E vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor. En iyi bitkisel protein kaynaklarından biri badem kalbin ''en iyi dostu''. Badem yağı doymamış yağ olması nedeniyle kandaki kolesterol düzeyini düşürmeye yardımcı oluyor.
-KANSERİN DÜŞMANI ELMA-
Elma, vücuda prostat, kolon ve akciğer kanser hücrelerini büyük oranda öldüren moleküler parçacıklar salan ve bu sayede kanserin vücutta ilerlemesine de engel olan pektin maddesinin ''mükemmel'' kaynağı olarak gösteriliyor. Elmada kandaki kolesterol ve glikoz düzeyini düşüren lifler bulunuyor.
Taze elma aynı zamanda çok iyi C vitamini kaynağı ve hücreleri koruyan bir antioksidan. Ayrıca bağ dokusunu, damarları korumaya ve demir emilimini sağlamaya yardımcı oluyor.
-BROKİLİ KUVVETLİ ANTİOKSİDAN-
Brokoli, iyi birer kalsiyum, potasyum, folik asit ve lif kaynağı olmasının yanında kalp hastalığı, diyabet ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların önlenmesine yardımcı olan fitonütrienler içeriyor.
A ve C vitamini içeren brokoli, ayrıca hücre koruyucu antioksidanlar ihtiva ediyor.
-SAĞLIKLI YAŞLANMAYA YABAN M
ERSİNİ-
Yaban mersini zengin bir fitonütrien bitkisel bileşik olarak gösteriliyor.Kızılcık gibi yaban mersinindeki fitonütrienler idrar yolu enfeksiyonları önlemeye yardımcı oluyor. Yaban mersini hafızayı güçlendirmeye yardımcı olurken, sağlıklı yaşlanma için vazgeçilmez bir besin olarak gösteriliyor.
Yaban mersini ayrıca düşük kalorili lif ve vitamin kaynağı.
-MERCİMEK KANSERİN DÜŞMANI-
Kırmızı mercimek iyi bir demir, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır ve merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynayan thiamin (B1 vitamini) kaynağı.
Düşük kalori ve yağ içeren, protein ve lif kaynağı olan kırmızı mercimek, aynı zamanda kalp hastalığı ve kanser gibi kronik hastalıkları önleyen fitonütrien içeriyor.
-SOMON MÜKEMMEL BİR PROTEİN-
Somon kalp krizini önleyen Omega-3 yağ asitleri açısından mükemmel bir kaynak. Omega-3, ani kardiyak ölümlere neden olabilen düzensiz kalp atışlarını önlüyor, trigliserid düzeyini düşürüyor, arter plaklardaki tıkanmanın büyümesini önlüyor, kan basıncını düşürüyor, inme riskini azaltıyor.
Mükemmel bir Omega-3 kaynağı olmasının yanı sıra somon, düşük kolesterol ve doymuş yağ içeren mükemmel bir protein kaynağı olarak gösteriliyor.
-ISPANAK CİLDİ GÜZELLEŞTİRİYOR-
Ispanak yüksek oranda vitamin A ve C ve folik asit içeriyor. Vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden bir vitamin olan riboflavin içermesinin yanı sıra, aynı zamanda B-6 vitamini, kalsiyum, demir ve magnezyum açısından iyi bir kaynak.
İçeriğindeki bileşikler bağışıklık sistemini güçlendirirken, sağlıklı saç ve cilt için de yardımcı oluyor.
-TATLI PAPATES YAŞLANMA KARŞITI-
Tatlı patatesin koyu turuncu-sarı renginin yüksek antioksidan ve beta karoten seviyesini gösterdiği bildirildi.
Patatesteki A vitaminin yapı taşı olan beta karoten, yaşlanmayı yavaşlatıyor, bazı kanser risklerini önlüyor. İyi bir lif kaynağı olan patates, B6, C ve E vitaminleriyle folik asit ve potasyum ihtiva ediyor.
-KALP KRİZİNE SEBZE SULARI-
Sebze suyu en çok vitamin, mineral ve besin değerleri açısından sebzede bulunan tüm yararlı bileşenleri içeriyor.
Domates suyu ve domates içeren sebze suları iyi bir likopen kaynağı. Kalp krizi, prostat başta olmak üzere bazı kanser türlerinin riskini azaltan antioksidanlar içeriyor..
-BUĞDAY TOHUMU BEYNE İYİ GELİYOR-
Çok önemli bir tahıl çeşidi olan buğdayın çok küçük bir parçası bile vitamin B-3 olarak da bilen ve yağ, protein ve karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesinde rol oynayan, beyin fonksiyonları, sağlıklı cildin korunması ve sindirim sistemi için önemli bir vitamin olan niasin zengini olarak tanımlanıyor.
B1 vitamini olarak bilinen ve merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynayan, zihinsel fonksiyonun korunmasını sağlayan, yetersiz alınması durumundaysa gözlerde güçsüzlük, zihin bulanıklığı yaratan thiamin, buğday tohumunda bolca bulunuyor.
Bu besin maddesi aynı zamanda bazı kanserlerin gelişmesini ve kansızlığı önleyen, vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden riboflavin, E vitamini, folik asit, magnezyum, fosfor, potasyum, demir ve çinko açısından çok konsantre bir kaynak olarak gösteriliyor.
Buğday tohumu protein, lif ve bazı yağlar da içeriyor.
Kategori:
Bilim,
Dünya,
Sağlık,
Teknoloji,
Toplum,
Yaşam,
Çevre
Editör:
SpilNet
*
12/02/2009 11:38:00 AM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
SEKS HAYATINIZI DÜZENLEYİN

Çiçekler ve çikolatalar romantik anlar için ideal olabilir ama gün içinde yürüdüğünüz bir kilometre yolun seks hayatınızı tamamen değiştirebileceğini biliyor muydunuz? Seks hayatınızı ateşleyecek egzersizler. Bundan sonra cinsellik daha keyifli olacak...
Her gün yapılan yeni bir araştırma, egzersizlerin seks hayatına olumlu etkilerini kanıtlıyor. Uzmanlar düzenli egzersizin birçok yönden hem ruhu hem de vücudu etkilediğini savunuyor. Kasların gelişmesi, dayanıklılık seviyesinin artırılması ve kan dolaşımının düzenlenmesi cinsel yaşamı olumlu etkileyen etkenlerden bazıları. Fakat egzersizler gereğinden fazla yapıldığı takdirde erkeklerin testosteron seviyelerinde düşüşler gözleniyor, bu durum da cinsel isteği azaltıyor.
TANTRA EGZERSİZLERİ İLE SEKS HAYATINIZI DÜZENLEMEK ELİNİZDE
Tantra egzersizleri bu aralar oldukça popüler. Peki, nedir bu egzersizler ve aşk hayatımıza ne gibi katkıda bulunabilirler? Okudukça, düşündüğünüzden çok daha fazlası olduğunu göreceksiniz...
İşte yapabileceğiniz bazı tantra egzersizleri:
1) GEYİK EGZERSİZİ
Bu egzersiz bulunmadan önce ormanlardaki geyikler uzunca bir süre gözlemlenmiş ve geyiklerin bu hareketlerinin, büyük cinsel güçleri ve ömür boyu sahip oldukları genç görünümden esinlenilerek insanlara uyarlanmasına karar verilmiş. Bu egzersizle erkeklerin boşalmalarını kontrol altında tutabilmeleri ve kadınların vajinalarını daha iyi tanımaları sağlanmıştır.
Bu egzersizi eşinizle birlikte yapmalısınız. Birçok yogi uzmanı, anüsteki kasların (pelvik taban kasları) gevşemesinin erken yaşlanmanın nedeni olduğunu savunuyor. Bu kasların güçlü kalmasıyla genç görünümün korunabildiği söyleniyor.
Nasıl yapılır?
Egzersiz sırasında boşaltım için kullandığınız kaslarınızı sıkıp, birkaç dakika öylece durun. Sonra oturduğunuzda bu kasların gerildiğini hissedeceksiniz. Kaslarınızı 15 kere sıkıp serbest bırakın. Bu egzersizi her yerde, kimsenin haberi olmadan yapabilir ve etkilerini çabucak görebilirsiniz.
2) KADINLAR İÇİN PELVİK TABAN KAS EGZERSİZLERİ (KEGEL EGZERSİZİ)
Pelvik taban kaslarınızın bugüne kadar farkına varmamış olabilirsiniz. Fakat düzenli egzersizle güçlenen bu kaslar size şaşırtıcı cinsel faydalar sağlayacak... Pelvik taban kaslarının yeri: Başlamadan önce bu kasların tam olarak nerede olduğunu anlamamız gerekiyor. Küçük tuvaletinizi yaparken, istediğiniz zaman durabilmenizi sağlayan kaslar pelvik taban kaslarıdır.
Nasıl yapılır?
İki tip egzersiz bulunuyor. 'Yavaş kegel'ler' kaslarınızı güçlendirmenize ve bu kaslarınıza hükmetme sürenizin artmasına yardımcı olur. İkinci grup 'hızlı kegel'ler' ise öksürdüğünüz ya da hapşırdığınızda pelvik taban kaslarınızın gerilme hızını artırır.
Yavaş kegel'ler:
Yavaş egzersiz için yere ya da yatağınıza uzanın. Nefes alın. Nefesinizi verirken pelvik taban kaslarınızı yavaşça sıkın. Beş saniye bu şekilde durun, sonra düzenli nefes almaya devam edin. Zamanla bu sayıyı ona çıkarabilirsiniz. Pelvik kaslarınızı çok sıkmamaya özen göstermelisiniz çünkü bu başka kaslarınızı etkileyebilir. Egzersizleri sabah ve akşam olarak 4-5 kez yapmaya çalışıp, sonunda 10 tekrara çıkarabilirsiniz.
Hızlı kegel'ler:
Hızlı kegel'ler de aynı yavaş kegel'ler gibi yapılır. Tek farkı, kaslarınızı daha çabuk sıkıp serbest bırakmanız, iki sıkma hareketinin arasında en az üç saniye olması gerekir. Bu egzersizi de 10 kez tekrarlayabilirsiniz. Egzersizlerinizi yeterli süre yatarak tekrarladıktan sonra artık oturarak devam edebilirsiniz. Vücudunuzdaki değişimi hissetmeniz için altı haftaya ihtiyacınız var. Ama beklemeye değdiğini göreceksiniz.
3) AĞAÇ - NEFES YENİLEME EGZERSİZİ
Bu egzersiz yalnızca boşalmanızı kontrol etmenize değil, her egzersizden sonra kendinizi taptaze hissetmenize neden olacak. Gün içinde birçok kez tekrar edebileceğiniz ağaç egzersiziyle nefesinizi daha iyi kontrol edebileceğinizi fark edeceksiniz, böylece orgazmlarınız daha yoğun, uzun süreli ve sık olacak.
Nasıl yapılır?
Egzersize başlamak için sol burun deliğinizi kapatın ve sağ burun deliğinizden 5'e kadar sayarak nefes alın. Nefes alırken ritmik hareket etmeye gayret edin. 5'e kadar saydıktan sonra burun deliklerinizin ikisini birden kapatın ve nefesinizi 5'e kadar sayarak tutun.
Sonra sağ burun deliğinizi açın ve yine 5'e kadar sayarak nefes verin. Duraksamadan sağ burnunuzdan nefes alıp, nefesinizi tuttuktan sonra sol burun deliğinizden verin. Bunu en az 10 kez tekrarlayın.
Egzersiz sırasında vücudunuzun evrensel bir enerjiyle dolduğunu hissedecek ve altıncı setten sonra etkisini göreceksiniz.
Eğer saydığımız bu iki egzersizi kurallarına uyarak ve düzenli olarak yaparsanız, bir sonraki cinsel deneyiminizde sıkılaşmış kaslarınız ve evrensel bir enerjiyle dolan vücudunuzla çok daha başarılı olacaksınız.
Seks için enerji yaratın! Harekete geçin!
Cinsel aktiviteyi ve isteği artırmak için egzersiz çok önemli. Düzenli egzersizler hormonları çalıştırıyor, stresi gideriyor, yağ yakılmasına yardımcı oluyor ve vücudu canlandırıyor. Ruhsal olarak da kendimize güvenimizi artırıyor ve kendimizi sağlıklı hissetmemizi sağlıyor...
• Elleriniz omuzlarınıza paralel şekilde yere burun üstü yatın. Ellerinizin yardımıyla, göğsünüz ve dizlerinizi yerden kaldırın. Sonra kollarınızı gevşeterek vücudunuz yere değmeden az önce durun. Bu hareketi 10-20 kez tekrarlayın. Bu hareket vücuttaki toksinlerin atılmasına da yardımcı olur.
• Dizlerinizi kırıp sırt üstü yatın. Ayaklarınızı birbirine değerek yere paralel durana kadar kaldırın. Ellerinizi başınızın arkasında ya da göğsünüzde birleştirerek göğsünüzü yerden kaldırın. Boynunuzu oynatmamak için tavanda bir noktaya odaklanmalısınız. Bu egzersizi 20 taneden 3 set yapın.
• Dizlerinizi kırıp sırt üstü yatın. Göğsünüzü kaldırarak, karın kaslarınızın yardımıyla ellerinizi kalçanızın üstünden dizlerinize kadar itin. Sonra tekrar eski pozisyonunuza dönün. Bu egzersizi de 20 taneden 3 set yapın. Boynunuzu oynatmamak için tavanda bir noktaya odaklanmayı unutmayın.
• Dizleriniz kırık, bacaklarınız açık şekilde sırt üstü yatın. Ellerinizi dua eder pozisyondayken, göğsünüzü yerden kaldırarak ve karın kaslarınızı kullanarak bacaklarınıza doğru itin. 20 taneden 3 set yapın.
• Bu harekete kelebek hareketi deniyor. Yatağa bacaklarınız kırık sırt üstü yatın. Ayaklarınızla yatağa basın. Sonra, bacaklarınızı kendinize doğru çekebildiğiniz kadar çekin. Bu sırada bileklerinizi kırarak ayak tabanlarınızı birbirine değdirin. Sonra dizlerinizi yatağa doğru bastırın.
Dizlerinizi açabildiğiniz kadar açtıktan sonra 60 saniye bu pozisyonda bekleyin. Sonra bacaklarınızı birleştiririn ve rahatlayın. Bir önceki hareketi eşinizle sırt sırta, oturarak da yapabilirsiniz.
• Olabildiğince dik oturun. Omuzlarınız rahat dursun ve kafanızı omurganızla aynı hizada tutun. Ayaklarınızı kendinize doğru çekebildiğiniz kadar çekin. Sonra tabanlarınız birbirine değecek ve dizleriniz dışarıya bakacak şekilde çevirin. Ayaklarınızı tutun ve yavaş yavaş nefes alıp verin. Dizlerinizin aşağı doğru indiğini göreceksiniz. Bu hareket sırasında dizlerinizi aşağı doğru itmeyin. Kendiliğinden hareket etmelerine izin verin.
• Kollarınız iki yanınızda sırt üstü yatın ve rahatlayın. Nefes verin. Sonra nefes almanız için gereken kaslar dışında tüm kaslarınızı serbest bırakarak derin bir nefes alın. Ardından nefes verin. Nefes verirken pelvis kaslarınızı sıkın. Fakat kendinizi çok zorlamayın. Bu egzersizin size yorgunluk hissi vermemesi gerekiyor. Nefes verdikten sonra pelvis kaslarınızı tekrar rahatlatın. Bu egzersizi 3-8 kez tekrarlayın fakat kendinizi çok yormayın. Sonra tekrar gevşeyin.
Mahmure.com
Kategori:
Bilim,
Eğitim,
Güncel,
Sağlık,
Toplum,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
12/02/2009 11:01:00 AM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
28 Kasım 2009
4, 5, 6 DUBAİ BATTI!
Bu talep sonrasında emirliğin ihraç ettiği borçlanma araçlarından bir kısmının notu, önde gelen derecelendirme kuruluşları tarafından "batık" seviyesine indirildi.
Bu kuruluşlardan biri, borç erteleme talebinin bir "iflas" olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. Bu iki holdingin toplam konsolide borcu 80 milyar doları buluyor. Batığın büyüklüğü ve dolaylı etkilerinin tehlikeleri nedeniyle borç erteleme talebinin piyasaların Şükran Günü ve Kurban Bayramının çakışmasıyla girdiği tatil rehavetine denk getirildiği söyleniyor.
Ölçüsüz borçlanma, büyük batış getirdi
Denize palmiye şeklinde dolgu kentler, deniz üstüne yapılan havaalanları, Burj el Arab adlı dünyanın en pahalı oteli, Burj Dubai adlı dünyanın en yüksek yapısı gibi, "ölçüsüzlük," "görgüsüzlük," "zevksizlik," "sonradan görmelik" türünden kavramların çoğunun sınırlarını zorlayan projeler, Dubai'nin 2002 sonrası büyük çıkışının sembolleri oldu. El Maktum ailesi yönetimindeki Dubai, Doğu-Batı arasındaki ön önemli geçiş noktası ve sınırsız sermaye serbestliği ilkeleriyle, başta AB mali kuruluşları olmak üzere tüm petrolcü sever dünya sermayesi tarafından ölçüsüzce fonlanmaya devam etmişti. Günde 240 bin varil civarında hampetrol üreten Dubai'nin rezervlerinin önümüzdeki yirmi yıl içinde tükenmesi bekleniyor.
Palmiye şeklindeki deniz villaları için yapılan 3,5 milyar dolarlık borçlanmanın 14 Aralık'ta geri ödenmesi bekleniyordu. Ortaya çıkan şok dalgası, Abu Dabi, Suudi Arabistan ve Katar bonoları üzerinde de etkili oldu. Daha önce Suudi Arabistan'ın iki büyük holdingi de toplam 22 milyar dolarlık borç erteleme talebinde bulunmuşlardı. Ortaya çıkan batıkların dünyanın birçok büyük banka ve finansman kuruluşunu zincirleme bir şekilde etkilemesi bekleniyor.
Ülkede son iki yıldır emlak sektörü gerilemeye devam ediyor. Özellikle içinde bulunduğumuz yıl içinde emlak fiyatlarındaki düşüş hızlanmış ve zirve seviyelere göre yüzde 60 oranını geçmişti. Ancak düşüşün hâlâ alınacak yolu olabilir. Çünkü örneğin yıl başında açılacak olan dört milyar dolarlık 818 metre yüksekliğindeki 162 katlı Burj Dubai'nin ofis alanları metrekare başına 43 bin dolardan satılmaya çalışılıyor.
AKP ne buluyor?
"Çok hukuklu, batı sermayesiyle barışık ve islamcı" yönetimin prototipi olarak gösterilen emirlik, sık sık AKP'nin önde gelenleri tarafından şehircilik, belediyecilik, hukuk gibi alanlarda örnek gösterilmişti. Ölçüsüz gayrımenkul yatırımları ve sermayeye sınırsız özgürlük modelinin Dubai'yle birlikte çökmekte olduğu düşünülüyor.
BAE'nin başbakanlığını da El Maktum ailesinin bir ferdi yürütüyor. Dubai'nin bir kısım siyasi nüfuz devri karşılığında komşu emirlik Abu Dabi tarafından kurtarılabileceği iddia ediliyor.
AKP'lilerin cenneti, emekçinin cehennemi
Nüfusu 2,5 milyona dayanan Dubai, Birleşik Arap Emirliklerinin en kalabalığı. Nüfusun sadece yüzde 17'si emirlik vatandaşlarından oluşuyor. Asya kökenli işçilerin nüfustaki oranı yüzde 70'in üzerinde. Örneğin Hintli, Pakistanlı ve Afganların nüfus içindeki toplam oranı yüzde 63. Kentte musluklardan para aktığı imajı hakimken, en az 250 bin kişinin günde 10 doların altında çalıştırıldığı biliniyor. Ortalama sekizer kişinin kaldığı bekâr odalarında temel ihtiyaçlarını gidermekten yoksun olarak yaşayan bu emekçiler, karın tokluğuna çalışarak kazandıklarını evlerine göndermeye çalışıyor ve ailelerini yıllarca göremiyorlar. 2006 yılında Burj otelinin inşaatında çalışan işçiler, ağır çalışma koşulları nedeniyle ayaklanmıştı. Kentin hapisaneleri, çalışma koşullarına isyan eden yabancı işçilerle dolu.
(soL - Ekonomi)
Kategori:
Dünya,
Ekonomi,
Güncel,
Politika,
Teknoloji,
Toplum,
Çevre
Editör:
SpilNet
*
11/28/2009 07:06:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
17 Kasım 2009
CEPTEKİ RADYASYON TEHLİKELİ

İngiltere’de bazı uzmanlar, gıda paketlerinin üzerindeki tuz ve yağ oranı gibi cep telefonlarına da radyasyon oranının yazılması gerektiğini savunuyor.
İngiliz Times gazetesi, bugüne kadar yapılan bazı araştırmaların cep telefonu kullanımıyla beyin tümörü arasında bağlantı olabileceğini gösterdiğini belirterek, cep telefonlarının yaydığı radyasyonla ilgili tartışmalara yer verdi.
Kısa adı “SAR” olan radyasyon yayma oranının cep telefonu modelleri arasında değişiklik gösterdiğini belirten Times, bazı uzmanların, gıda paketlerinin üzerindeki tuz ve yağ oranı gibi cep telefonlarına da radyasyon oranının yazılması gerektiğini savunduğunu yazdı.
Bristol Üniversitesi’nden Profesör Denis Henshaw da, “Cep telefonlarının zararlı etkileri hakkında fazla bilgimiz olmasa da, en azından telefonlara radyasyon oranını yazarak tüketicilerin bilinçli seçim yapabilmeleri için bir başlangıç yapmış oluruz” dedi.
Haberde, Avrupa Birliği’nin maksimum SAR seviyesini 2W olarak belirlediği kaydedilerek, telefonu bu seviyenin altında radyasyon yayanların yine de endişelenmesine gerek olup olmadığı sorusu soruldu.
Gazete, bu soruya, “Bu konuda bugüne kadar yapılan en büyük araştırma olan Interphone’un ön bulgularına inanırsak, evet” diye yanıt verdi. Times, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) denetiminde 13 ülkede yapılan ve ilk bulguları geçen ay İngiliz basınında yayımlanan araştırmanın, cep telefonlarının beyin tümörü riskini ciddi biçimde artırdığını gösterdiğini hatırlattı.
KISA ZAMANDA AÇIKLANACAK
Bu araştırma için 12 ülkeden elde edilen ilk sonuçlar, 10 yıl ya da daha uzun süre cep telefonu kullananlarda bazı beyin tümörlerinin görülme riskinin önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Times, İngiltere’den alınan sonuçların ise bununla çeliştiğini, WHO’nun kesin sonuçları birkaç hafta içinde açıklamasının beklendiğini yazdı.
En fazla radyasyon yayan modeller:
Motorola V195s 1.6 SAR
Motorola ZN5 1.59 SAR
Motorola VU204 1.55 SAR
Motorola W385 1.54 SAR
BlackBerry 8330 (Sprint) 1.54 SAR
BlackBerry 8330 (U.S. Cellular) 1.54 SAR
BlackBerry 8330 (Verizon W.) 1.54 SAR
Motorola Deluxe ic902 1.53 SAR
T-Mobile Shadow (HTC) 1.53 SAR
Motorola 1335 1.53 SAR
En az radyasyon yayan modeller:
Samsung Eternity 0.194 SAR
Samsung SGH-G800 0.23 SAR
Samsung Soul 0.24 SAR
Samsung Innov8 0.287 SAR
Motorola Razr2 V8 0.36 SAR
Samsung SGH - T229 0.383 SAR
Nokia 6263 0.43 SAR
Samsung SGH-i450 0.457 SAR
Samsung Rugby SGH-A837 0.46 SAR
Samsung SLM SGH-A747 0.478 SAR
Kategori:
Bilim,
Bilişim,
Ekonomi,
Güncel,
Haber,
Sağlık,
Teknoloji,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam,
Çevre
Editör:
SpilNet
*
11/17/2009 01:38:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
14 Kasım 2009
OROSPULUĞUN ZERAFETİ
“Bir genç kızın yaşamın zorlukları karşısında boşluğa yuvarlanışını konu alan Zarife, toplumsal değerleri, kişisel ilişkileri sorgulayan önemli bir çağdaş roman.” Klasik hatta pek bir klasik arka kapak tanıtım yazısı, Semih Gümüş’ün kitap ile ilgili yazdığı incileri ise pas geçeceğim. “Önemli çağdaş roman” saptaması herhalde her yıl çıkan bir çok romanın arka kapağını süsleyen bir pazarlama klişesidir. Allahtan kitabın arka kapağını çok sonra okudum yoksa Deniz Kavukçuoğlu’nun bu güzelim uzun öykümsü romanından mahrum kalabilirdim.
Orospuluk, özgür irade ile yapıldığında gücü, köşeye sıkıştırılarak yaptırıldığında düşkünlüğü anlatır. Orospu, feleğin çemberinden geçmiş, görmüş geçirmiştir. Öyle şeyler yaşamıştır ki hiç bir şey şaşırıtıcı değildir artık. Orospu,isterse sizi dünkü yeni yetme gibi hissettirir, isterse yenilmez bir kral edasıyla yolcular yanından. Orospu, mutlaka bir kez aşık olmuştur hayatında ama artık aşk yasaktır ona. Orospu dişidir, erkeğine katlanmak zordur. Orospuluğun raconu vardır, meslek edinenler için birbirlerine karşı mertlik esastır.
Zarife’nin ağzından dinlediğimiz öykü ise bizi orospuluğun çeşitli yüzleriyle karşı karşıya bırakıyor. Racona ters düşenlere uzak hissederken Zarife’nin orospuluğunu seviyorsunuz. Zarife’ninki orospuluk ise işini kişiliğinin bir parçası haline getirmiş Orhan'a ne demeli diye düşünüyorsunuz. Aslında bunlardan ne çok var diye düşünüyorsunuz, hem de hergün karşınıza çıkacak kadar. Orhan’ın korkak erkekliğinin arkasına sakladığı orospuluğun başka bir adı olmalı... Zarife gözünü kaçırmadan ben seçtim orospuluğu, bedelini de ben öderim diyorsa kendi çıkarları için satmayacakları hiç bir şey olmayan küçük taklitlerinin başka bir adı olmalı... Sıradan, korkak, sinik bir kız yıllar sonra evine kendine güvenen, güçlü bir kadın olarak dönüyorsa orospuluğun gücünü küçümsememek gerekir.
Zarife adını seçerken belli ki yazar taraf tutmamızı istemiş, bu davete uyuyorum yaşasın orospuluğun zerafeti diyorum... Diğerlerinin adını da siz koyun artık!
Tunç Tatoğlu
Kategori:
Eğitim,
Güncel,
Sanat,
Teknoloji,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
11/14/2009 04:54:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
MELEKLER KORUSUN NEYE HİZMET EDİYOR?
Melekler Korusun dizisinin "Paralı Eğitime Hayır" bölümünde öğrencilere "bir daha bu işlere bulaşmamaları" mesaj olarak veriliyor.
Dün akşam Show Tv'de yeni bölümü yayınlanan 'Melekler Korusun' dizisinde başrolde oynayan öğrenciler harç protestosuna katılıyor.
Harç protestosuna katılan öğrenciler gece evlerinden toplanarak gözaltına alınıyor. "Paralı eğitime hayır" bölümü olarak gösterilen bölümde öğrencilerin gözaltına alınması "normal" bir prosedür olarak gösteriliyor.
Gözaltına alınan karakter İpek'e arkadaşları sahip çıkmaya çalışırken "Yapmayın memur bey bu kızın eylemle, protestoyla ne işi olur baksanıza nasıl masum" benzeri ifadeler kullanıyor. Daha sonra "Bir eyleme katıldı diye nasıl alırsınız" diyen arkadaşlar da polis tarafından gözaltına alınıyor.
Kızını görmek için karakola gelen anne komisere "şimdi ne olacak hapise mi atacaksınız? Onların isyanları devlete değilki bir iki bağırıp çağırmışlar" diyor. Sabah serbest bırakılan öğrenciler için komiser aileleri sıkı sıkı tembihliyor, bu sefer serbest bıraktık ama bir dahaki sefer bu kadar kolay kurtulamazlar" diyor.
Senaryosu Eylem Canpolat ve Sema Ergenekon tarafından yazılan dizide eylem yapan öğrenciler sürekli olay çıkaran "teröristler" olarak lanse ediliyor.
Türkiye'de birçok öğrenci harç parasını ödemek için çalışmak zorunda. Oldukça yüksek olan harç paralarına karşı protesto eden öğrenciler polisin şiddetli müdahalelerine maruz kalırken bir taraftan da bu tür dizi ve programlarla birlikte kamuoyuna "asi genç", "düzen bozan", "etrafa zarar veren" kişiler şeklinde lanse ediliyor. Ve gençlere ince mesajlar veriliyor: Bu işlere bulaşmayın!
(soL - Haber Merkezi)
Kategori:
Eğitim,
Güncel,
Haber,
Sanat,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
11/14/2009 04:46:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
STAR ve KANAL 24'E YENİ PATRON

Tamince AKP iktidarı sayesinde 10 yılda 12 otel sahibi oldu.
Bir süredir Star TV ve Kanal 24'ün sahibi Ethem Sancak'la ortaklık üzerine görüştüğü bilinen Fettah Tamince sonunda medya patronluğu için imzasını attı.
Rixos oteller zincirinin sahibi turizmci Fettah Tamince Star Medya Yayıncılık, STR Medya Ajansı, Star Matbaacılık ve Dinamik Radyo TV'nin en büyük hissedarı oldu. Hisse satışı 4,5 ve 6 Kasım Ticari Sicil Kayıtları'na yansımasına rağmen künyede henüz ismi bulunmayan Tamince, künyede isminin geçmesiyle ilgili olarak "Henüz erken" dedi. Adı geçen yayın organlarında yüzde 50'nin üzerinde payı bulunan Tamince, Ethem Sancak ile bundan sonra nasıl bir yayın politikası izleyecekleri üzerine görüşme yaptıklarını belirtti.
Halıcılıktan turizm patronluğuna hızlı bir yükseliş yağan Tamince medyayı öğrenmeye çalıştığını belirtti. Tamince yaptığı açıklamada medya ve patronluk ilişkisine dair şunları söyledi: "Bana tamamen yabancı bir iş, halen öğrenmeye çalışıyorum. Ancak medya patronluğu ile otel patronluğu farklı değil. Nihayetinde bir ticaret, bir iş yapılıyor."
Star gazetesi ve Kanal 24’ün hisselerini Tamince'ye satan Ethem Sancak, medyadaki en büyük Fethullahçı girişime imza atmış oldu. Fethullah Gülen cemaatinin parlayan isimlerinden olan patron Tamince, 10 yılda 12 otel açarak kendi alanında bir rekorun sahibi. Kimi 7 yıldızlı olan bu otellerden normal koşullarda bu kadar hızlı dönüş alması mümkün olmayan Tamince’nin, cemaat paralarının aklanmasında önemli bir pozisyona sahip olduğu iddia ediliyor.
(soL - Haber Merkezi)
Kategori:
Ekonomi,
Güncel,
Haber,
Politika,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
11/14/2009 04:42:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
İNSANLAR NEDEN ÖPÜŞÜR?

Sevda yüreklere düştüğünde, iki insan kokular, tatlar, dokunuşlar, fısıltılar ve duygular arasında tutkulu bir öpücükle birbirlerine kenetlenir. Öpücükler kaçamaktır, şehvetlidir, naziktir, utangaçtır, oburdur ve coşkuludur. Günün ortasında, gecenin yarısında öpüşürüz. Filmlerde öpüşür, ölümlerde öpüşür, peri masallarında prensesi uyandırmak için öpüşürüz...

Dudaklar ilk evrede yemek için, sonra da konuşmak için var oldular. Ancak, öpüşmeyle farklı açlıkları gideriyorlar. Öpüşme, vücutta bir dolu elektiriklenmeyi ve cinsel heyecana, yakınlık duygusuna, motivasyona ve coşkulara yol açan kimyasal mesajları tetikler.
Scientific American Mind Dergisi, son sayısında öpüşmenin sırlarını masaya yatırdı. Dergide yayınlanan makalede öpüşme ile ilgili olarak aşağıdaki ilginç gerçekler ve teoriler yer alıyor:Bazı bilim adamları, dudakların birleşmesinin evriminin eş seçimini kolaylaştırdığı için gerçekleştiğine inanıyor. Evrim psikolojisi uzmanı Gordon G. Gallup, "Öpüşmek, çok karmaşık koku-bilgi alışverişi, dokunma bilgi alışverişi yoluyla insanların genetik olarak ne kadar uygun olduklarına bilinç altından karar vermelerini sağlar. Hatta türümüzün devamı için gerekli olan çocuk yapmaya eşlerin ne kadar istekli olduklarını gösterebilir." diyor.
Sevmek Dokunmaktır kitabıyla ünlü Desmond Morris, 1960’larda, öpüşmenin pratikte primat annelerin yiyecekleri çiğnedikten sonra bebeklerine ağızdan ağıza yedirmesinden çıktığı önermesini ortaya atmıştı. Şempanzeler yavrularını böyle yediriyorlar. Öyleyse bizim atalarımız da muhtemelen böyle yediriyordu. Daha sonra yiyecek kıtlığında boş dudakları büzerek rahatlatmak amacıyla çocuğun dudaklarına bastırmak şeklinde gelişmiş ve sonunda bir sevgi ve aşk ifadesi haline gelmiştir.
Aşk öpücüğünün evrimini "feromon" adı verilen sessiz kimyasal iletenleri hızlandırmış olabilir. Birçok hayvan ve bitki türlerinin diğer üyeleriyle feromonlar vasıtasıyla iletişim kurarlar. Özellikle böcekler alarm sinyali vermek için feromon yayarlar: Yiyecek yollarını göstermek ya da cinsel çekim sağlamak gibi amaçlarla. Biyologlar, insanların da burunları vasıtasıyla feromonları hissedebildiklerini söylüyor. Kadınların, bağışıklık sistemleri kendilerininkiyle uyumlu erkeklerin giydiği tişörtlerin kokusuna çekildikleri belirtiliyor. Kadınları cinsel olarak tahrik eden erkek ter kokusu ve erkeklerde cinsel iştahı kabartan kadın vajinal hormonları insanlardaki feromonlar olabilir.
Feromonlar insan ilişkilerinde önemli rol sahibiyse, öpüşmek bu kimyasalları birbirine aktarmanın en etkili yoludur. Öpüşmek, insanların uygun eşi bulmalarına yardımcı olduğu için ortaya çıkmış olabilir. Tutkulu öpücüğü bonobo maymunlarından da öğrenmiş olabiliriz. Bonobolar genetik olarak bizimle çok benzerlik taşırlar. Hayvanat bahçesindeki bir bakıcının bir bonobonun öpücüğünü dostça sanarak kabul ettiğini ancak maymunun dilini ağzının içinde bulduğu zaman gerçekle yüzyüze geldiği bir olaydan söz ediliyor.
ekolay
Kategori:
Bilim,
Güncel,
Sağlık,
Toplum,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
11/14/2009 11:44:00 AM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
13 Kasım 2009
DOMUZ GRİBİ YAYILIYOR
Domuz gribi salgınında 20 kişi daha hayatını kaybetti. Sağlık bakanlığının gün içerisinde yaptığı açıklama şöyle:
Pandemik grip nedeniyle çeşitli illerimizde 20 vatandaşımız daha maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu vefatlarla beraber Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı 60 olmuştur.
Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 202’dir. Bunların 40’ının takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülmektedir. 11 hasta solunum cihazına bağlı olarak takip edilmektedir.
Aşılama çalışmalarının başlamasından bu yana hacı adayları ve sağlık çalışanlarından (güvenlik ve temizlik hizmetlerinde çalışan sözleşmeli personel, idari işlerde çalışan personel, eczacılar, serbest çalışan diş hekimleri de dahil olmak üzere) tüm sağlık çalışanlarından toplam yaklaşık 250 bin kişi aşılanmıştır. Aşılananlar arasında hayatı tehdit edici ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Sağlık kuruluşlarında çalışan bazı personelin aşılama kapsamına alınmadığına dair yapılan açıklamalar ve haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
Çok sayıda vatandaşımızın hastanede, bazı vatandaşlarımızın yoğun bakım ünitelerinde takip edilmesine ve bu hastalarımızın da bir kısmının maalesef hayatını kaybetmesine neden olan pandemik gripten korunmanın bilinen en etkili yolu aşılanmaktır.
16 Kasım 2009 Pazartesi gününden itibaren 6 ay–5 yaş arası çocuklarımızın ve tüm yaş gruplarındaki kronik hastalığı olan vatandaşlarımızın aşılanmalarına tüm illerimizde başlanacaktır.
Kamuoyuna duyurulur.
DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMA YOLLARI
Domuz gribine bağlı ölüm sayısı giderek artıyor. Ancak bu konudaki endişeler ölüm sayısından daha da fazla artıyor. Şu sıralar televizyon, radyo ve basın organlarının çoğunda domuz gribi konuşuluyor. Çoğu kimse bu griple ilgili detayları bilmiyor ama en azından sadece endişe etmenin dışında da bu hastalıktan korunmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.
Düzenli, uyku!
Bu gribi kontrol edemeyeceğinizi kabul edin.
Ne sıklıkta ve nasıl yayıldığını kontrol edemezsiniz. Stres bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve bu da grip gibi birçok hastalığa davetiye çıkartır.
Ellerinizi yıkayın!
Biriyle tokalaştığınız zaman ellerinizi yıkayın. Her hangi bir şeye temas ettiğiniz zaman ellerinizi yıkayın. Özellikle yemekten önce ve sonra ellerinizi sabunla yıkayın.
Öksüren insanlardan uzak durun.
Eğer bir hastanede veya sürekli öksüren insanların bulunduğu bir ortamda çalışıyorsanız, doktorunuzla görüşüp soğuk algınlığı ve gribe karşı bir ilaç yazmasını isteyin.
Kalabalıklarda ve uçaklarda dikkatli olun.
Toplu taşıma araçlarında dikkatli olun. Bu tür mekanlar yüksek grip riski taşır.
Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Her gün en az yedi buçuk veya sekiz saat uyuyun. Her gün bir kadehten fazla alkollü içki içmeyin. Her gün multivitamin ve D-3 vitamini alın. Tuzlu olmamak kaydıyla tavuk suyu çorba için.
Çantanızda her zaman alkollü ıslak mendil taşıyın.
Sadece elleriniz mikrop taşımaz. Hanımlar, çantalarınızın da temiz olmasına özen gösterin.
Kategori:
Bilim,
Dünya,
Güncel,
Haber,
Politika,
Sağlık,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam,
Çevre
Editör:
SpilNet
*
11/13/2009 09:50:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler
18 Ekim 2009
MİZAHHABER HEM GÜLDÜRÜYOR HEM DE DÜŞÜNDÜRÜYOR!
17 Ekim 2009 Cumartesi

Birol Çün arkadaşımızın MİZAHHABER'e ilettiği karikatürdeki gibi MEDYANIN SOYağacı artık SOYTARILIKTAN ibaret bu ülkede...

Malum, yıllardır dünyanın baş jandarmalığını yapan, pek çok coğrafyanın anasını belleyen bir ülkenin başkanı NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ aldı geçenlerde... Acaba "Senden öncekiler yaptı canım, sen daha pek birşey yapamadın" diyerek mi verdiler ona bu ödülü?.. Son yıllarda karikatür yarışmalarında pek çok sıradan, pek çok kötü ya da benzer esprinin birinci olduğunu ya da ödül aldığını görüp tartışıyoruz ya, bu Nobel Ödülü bizce tüm bu tartışmaların midesine oturmuştur...Eğer Dünya Barışı için daha elini bir taşın altına bile koymayan Obama'ya Nobel Barış Ödülü verilebiliyorsa dünyada barışın ne halde olduğunu varın siz düşünün... Bitmiş bu barış kardeşim bitmiş... Yediler zeytin dallı, güvercin kuşlu şu canım barışı... Obama'nın ABD adına barış ödülü aldığı bir dünyada bu arada, hala zeytin dallı, güvercinli karikatürler çizsin bakalım dünya karikatürcüleri... Oooof of!..
16 Ekim 2009 Cuma

Akdağ Saydut arkadaşımız yolladığı karikatürün altına şu notu düşmüş: "Dünya Sağlık Örgütü Domuz Gribi Alarmı Verdi. Ama domuz gribi aşısını da gelişmekte olan ülkelerde deneyecekler galiba. Bu işin içinde bir domuzluk olmalı..." Şaşırmadık... Deneyecekleri ülkelerin başında TÜRKİYE olmalı!.. Ne de olsa; hiçbir şeye gıkı çıkmaz cahil halkını "KOBAY FARELER" gibi görenlerin ülkesi burası...
http://mizahhaber.blogspot.com/
Kategori:
Dünya,
Güncel,
Magazin,
Sanat,
Toplum,
Türkiye,
Yaşam
Editör:
SpilNet
*
10/18/2009 07:48:00 PM
0
Yorumlar
İlgili Linkler













